Türkiye’de gayrimenkul piyasasında önemli bir değişim yaşanıyor. “Tapuda gerçek beyan” uygulamasıyla birlikte satış bedelini düşük gösterme dönemi büyük ölçüde sona eriyor. Yeni sistemle birlikte hem denetimler sıkılaştırıldı hem de cezalar ağırlaştırıldı. Uzmanlar, artık yanlış beyanın ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.
2026 yılının ilk çeyreğinde gayrimenkul satışlarında düşüş yaşanmasına rağmen devletin elde ettiği gelir dikkat çekici şekilde arttı.
Satış adedi gerilerken, tapu harcı gelirlerinin ciddi oranda yükselmesi, yeni sistemin etkisini ortaya koydu.
Sektör temsilcilerine göre geçmişte yaygın olan düşük bedel gösterme alışkanlığı artık ciddi yaptırımlarla karşılaşıyor.
Dijital denetim sistemlerinin gelişmesiyle birlikte, beyan edilen fiyat ile gerçek satış değeri arasındaki farklar kolayca tespit edilebiliyor.
Denetim süreci yalnızca tapu kayıtlarıyla sınırlı kalmıyor.
Banka transferleri, ekspertiz raporları ve ilan platformlarındaki fiyatlar birlikte analiz edilerek gerçek değer ortaya çıkarılıyor. Böylece sistemdeki uyumsuzluklar hızlı şekilde belirleniyor.
Gerçek satış bedelinin altında beyan yapılması halinde ağır yaptırımlar devreye giriyor.
Eksik ödenen harç tahsil edildikten sonra aynı tutarda, yani yüzde 100 oranında vergi ziyaı cezası kesiliyor. Buna ek olarak gecikme faizi de uygulanıyor.
Yeni uygulamada sorumluluk tek taraflı değil.
Tapu harcı hem alıcı hem satıcı tarafından ödendiği için, eksik beyan durumunda iki taraf da cezai yükümlülük altına giriyor. Ayrıca denetimlerin geçmiş işlemleri de kapsayabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, eksik beyan yapanlar için bir çıkış yolu da olduğunu vurguluyor.
Eğer durum tespit edilmeden önce düzeltme yapılırsa, “pişmanlık” hükümleri kapsamında yalnızca faiz ödenerek ceza uygulanmadan işlem tamamlanabiliyor.