İsveç, göç ve vatandaşlık politikalarında tarihi bir değişikliğe imza attı. Yeni reform paketiyle birlikte oturum ve vatandaşlık şartları önemli ölçüde ağırlaştırıldı. Alınan kararların, ülkede yaşayan ve yerleşmeyi planlayan binlerce Türk vatandaşı için de kritik sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Yeni düzenlemeye göre İsveç vatandaşlığına başvurmak isteyenler için en az ikamet süresi 5 yıldan 8 yıla yükseltildi.
Bununla birlikte başvuru sahiplerinin ekonomik olarak tamamen bağımsız olduklarını kanıtlaması şart koşuldu. Aylık belirli bir gelir seviyesinin altına düşmemek ve son yıllarda sosyal yardım almamış olmak temel kriterler arasında yer alıyor.
Reform paketinde dikkat çeken bir diğer başlık ise “dürüst yaşam” kriteri oldu.
Yeni düzenlemeye göre:
Sabıka kaydının vatandaşlığa engel oluşturma süresi 10 yıldan 17 yıla çıkarılıyor
Başvuru sahiplerinin sosyal ve hukuki geçmişi daha sıkı denetlenecek
Bu adımın, toplumsal uyumu artırmayı hedeflediği ifade ediliyor.
İsveç’te vatandaşlık başvurularında ilk kez dil ve toplumsal bilgi sınavı zorunlu hale getiriliyor.
Bu kapsamda başvuru sahiplerinin yalnızca dili bilmesi değil, aynı zamanda ülkenin sosyal yapısı ve kuralları hakkında da bilgi sahibi olması gerekecek.
Reformun en çok tartışılan maddelerinden biri ise daimi oturum izinlerine yönelik düzenleme oldu.
Yeni sistemde, mülteci ve koruma statüsündeki kişilere verilen süresiz oturum izinlerinin kaldırılması ya da iptal edilmesi gündeme geldi. Bu durum, insan hakları çevrelerinde eleştirilere neden oldu.
İsveç hükümeti, entegrasyon sürecini tamamlayamayanlar için yeni bir uygulamayı da devreye aldı.
1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren program kapsamında, ülkeden ayrılmayı kabul eden göçmenlere maddi destek sağlanacak. Amaç, gönüllü geri dönüşü teşvik etmek olarak açıklanıyor.