Elektrik faturalarında yeni dönemle birlikte tartışmalar da büyüyor. Yıllık tüketimi belirli sınırı aşan konut aboneleri için devreye giren maliyet bazlı sistem sonrası, dağıtım şirketlerinin sunduğu “fiyat sabitleme” teklifi gündem oldu. Ancak uzmanlar, bu uygulamanın tüketici açısından risk taşıyabileceği görüşünde.
Yeni düzenlemeye göre yıllık 4 bin kWh tüketimi aşan konut aboneleri, artık sübvansiyonlu tarifeden yararlanamıyor.
Bu gruptaki kullanıcılar için elektrik fiyatı, piyasa koşullarına göre belirleniyor. Böylece faturalar doğrudan maliyetlere bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.
Yeni tarifede üç temel unsur öne çıkıyor:
Piyasa Takas Fiyatı (PTF)
Yenilenebilir enerji destek maliyeti (YEKDEM)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu katsayısı
Bu kalemler bir araya gelerek abonelerin ödeyeceği faturayı belirliyor.
Dağıtım şirketleri, faturayı belirli bir süre sabitleme teklifleri sunmaya başladı.
Ancak uzmanlar bu önerinin her zaman avantajlı olmayabileceğini vurguluyor. Özellikle elektrik piyasasında fiyatların düşüş eğiliminde olduğu dönemlerde sabit tarifeye geçmenin tüketici aleyhine sonuç doğurabileceği ifade ediliyor.
Enerji piyasasını yakından takip eden isimlere göre, elektrik borsa fiyatları son dönemde aşağı yönlü hareket ediyor.
Bu nedenle değişken tarifede kalan kullanıcılar, fiyat düşüşlerinden doğrudan faydalanabiliyor. Sabit tarifeye geçenler ise bu avantajı kaçırma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Yeni sistemle birlikte yüksek tüketimli aboneler için elektrik artık daha çok “piyasa ürünü” gibi işlem görüyor.
Bu da fiyatların sabit değil, dalgalı olacağı anlamına geliyor. Uzmanlar, bu aşamada tüketicilerin sabit teklifleri dikkatle değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.